|
Aynı Dua İçin Açıldı Elller |
|
|
|
|
Yazan Vaktileyl
|
|
Çarşamba, 16 Mayıs 2007 |
|
|
|
Son Güncelleme ( Çarşamba, 16 Mayıs 2007 )
|
Bir evin, bir sofranın, bir duanın kardeşiydi onlar.
Kimi Aydınlı, kimi Sinoplu, Adanalı, Diyarbakırlı, Samsunluydu.
Ama bir araya gelip koyunca yüreklerini ortaya,hepsi aynı köyün evladı oluyordu.
Sabahtan yola çıksalar akşam vakti aynı köye varırdı yürekleri.
Ve sıkıldıklarında aynı köye ulaşırdı istekleri.
Ama en önemlisi bir duaydı paylaştıkları.
Hepsi açınca ellerini "Ya Rabbi" diyordu "okulumuzu bitirip ülkemize en güzel şekilde hizmet etmeyi bize nasip et..."
O gün bir telaş vardı bu gençlerin evinde. Misafir gelecekti akşam. Ama hiçbirinin parası yoktu.
Evde de yemeklik malzeme kalmamıştı aksilik bu ya. Birbirlerine hissettirmemeye çalıştıkları,
ama hepsinin aynı anda yaşadığı bir sızı çöreklenmişti yüreklerine.
Aynı sızıydı ya paylaştıkları,aynı dua için açıldı elleri.
Güldü içlerinden biri arkadaşlarını rahatlatmak için "Haydi" dedi
"yapmayın. Hangi köyün evladısınız siz? Hemen ararım babamızı.
O halleder sıkıntımızı.
Ne zaman sıkıntıda kaldık ki şimdi kalalım.
Kodu kim önce çevirirse o konuşsun babayla."
Biri sordu şaşkın ve umutsuzca: "Ne ki kod?"
"Yirmibeş" dedi diğeri gülerek "Yirmi beş!"
O gün akşamüzeri erzak geldi evlerine. "Biri" dedi kapıdaki adam "öğrenciye hayır yapayım demiş.
Fitresi varmış yirmi beş lira. Ben de erzak aldım. Aslında bizim apartmanımızda da öğrenci var,
ama hanım burayı tarif etti. 'Karşı apartmana, yirmi beş numaraya götür' dedi."Afiyet olsun"
diyerek bıraktı adam elindeki poşetleri. Paketleri alan şaşkın ve mütebessim halde arkadaşlarının
yanına geldi. "Tamam" dedi gülerek. Hatları meşgul etmeyin. Yirmibeş yoğundur şimdi.
Bizim ihtiyacımız görüldü. Daha çok ihtiyacı olan bağlansın..."
Rümeysa Oğuz
|