Yüce Rabbimiz (cc), Hz. Eyyub’u (as) sabır ve
teslimiyette bütün insanlığa örnek göstermek istiyordu. Bu sebeple onu büyük
bir imtihana tabi tuttu
Önce bütün malını, mülkünü elinden aldı. Çocukları da bir
bir vefat etti. Hz. Eyyub çok zor durumda kalmıştı. Ama bütün bunlara rağmen en
ufak bir şikayette bulunmuyor, sabır ve şükürle iki büklüm oluyordu.
İmtihanlar devam ediyordu. Daha sonra Allah, Hz. Eyyub’a çok ağır bir
hastalık verdi. Hz. Eyyub bu hastalığa da sabır gösterdi ve kulluk vazifesine
devam etti. Bütün bu imtihan döneminde eşi de kendisini yalnız bırakmamış, hep
onun yanında olmuştu.
Cenab-ı Hak, zamanla Hz. Eyyub’un hastalığını daha da artırdı. Neticede yüce
peygamber, dil ve kalbiyle yapabildiği kulluk vazifesini dahi yerine getiremez
hale gelmişti. Bu durum onu üzmüş ve telaşlandırmıştı. Allah’a kulluk
vazifesini yapamadıktan sonra yaşamanın ne manası olurdu ki? Bu yüzden ellerini
açtı ve Rabbine şöyle yalvardı:
- Ya Rabbi! Hastalığım artık bana zarar vermeye başladı. Kalben kulluk
vazifemi yapmama, dil ile Seni zikretmeme mani oluyor. İbadetsiz yaşayamam.
Halimi Senin merhaetine havale ediyorum.
O, bu duayı duadaki kelimelerden de anlaşılacağı üzere vücudunun sıhhat ve
rahatı için değil, sırf ibadetinden geri kalmamak için yapıyordu. Allah onun bu
samimi duasını kabul etti. Ondan ayağını yere vurmasını, oradan çıkacak suyla
yıkanmasını ve o suyu içmesini söyledi. Hz. Eyyub denileni yaptı ve eski
sağlığına kavuştu. Aynı zamanda Cenab-ı Hak ona eski zenginliğinden daha büyük
bir zenginlik ve çok evlat verdi. Hz. Eyyub şimdi eskisinden daha zengin, daha
refah, daha sağlıklı ve huzurlu bir hayata kavuşmuştu.
Günler bu şekilde geçip gidiyordu. Bir gün Hz. Eyyub yıkanırken üzerine
nereden geldiği belli olmayan altın çekirgeler dökülmeye başladı. Hz. Eyyub
hemen bunları toplamaya başladı. Bunun üzerine Allah,
- Ya Eyyub! Ben malını sana iade etmek suretiyle seni eski zenginliğinden
daha büyük bir zenginliğe kavuşturmadım mı? Bunları toplamaya ne ihtiyacın var
ki, dedi. Hz. Eyyub şöyle cevap verdi:
- Evet, Rabbim! Bana çok büyük bir zenginlik bahşettin. Ancak bu Senin
bereket hazinelerinden ilgisiz kalmamı gerektirmez. Senin tarafından ne ihsan
edilirse kabulümdür. Çünkü veren Sensin. Senin verdiğin bir şeyi ben nasıl
reddederim! (Buhari, 275, 3211, 7055; Nesei, 409; Müsned, 7307, 8025, 8144)
Ali Demirel
|