
Bir adın kaldı o da güz.
Ne zaman bir şarkıya değse ellerim hüzün akar yamacımdan. Hüzün akar bütün bir evren. Sararır bütün başaklar.
Bir adın kaldı o da güz.
Dün gece rüyamda yusuf'u gördüm. Dolara batmıştı. Yüzü asıktı. Yolunda gitmeyen bir gidişattan söz ediyordu. "Yürümem" dedi.
Bir adın kaldı o da güz.
Şikâyet ellerimde yaralar açıyor.
Yokluğun yaralar varlığımı. Yoksun. Varlığı olanların elleri çamur. Ne kar ne dolu ne yağmur. Hiçbir şey ellerimden kayan kadar, hiçbir şey?
Bir adın kaldı o da güz.
Dün gece rüyamda yusuf'u gördüm. "Yusuf" dedim "dinara yanan tarafın ellerimi çarmıhlıyor.! Güldü. Katıla katıla ağladım.
Bir adın kaldı o da güz.
Çocuklar da büyüdü.
Yaklaştı ikindi. Namaza kalkan yok. Yusuf'u çağırdım. "Kuyudayım, şimdilik olmaz! dedi. "ne zaman olacak?" dedim. Yüzün aldı yürüdü.
Bir adın kaldı o da güz
İçime baktım. Camiye benziyordu. Cami musallaya..
"Yusuf" dedim !peki ya bu cenazeyi kim kaldıracak?" dedim. "Bizim gezegende" dedi Yusuf "adın kaldı bir". Oysa bilmiyordu ki:
Bir adın kaldı o da güz.
"Hiçbir şey ellerin kadar, katrana bulamaz yüzüm, yusuf" dedim.
"Hayat" dedi yusuf, "bir kuyunun dar ağzı kadar; nazar kuşanan fettan bir kadının -aslında- hüznü kadar ellerimizi yoklamaz. Ve zaten biz ki yani insan her sabah çarmıhların sivri uçlarından kanat vurup yüreklerini kanırtan bahar."
"O zaman" dedim "gün geçtikçe kanlanan ellerini yıka ve bize ikindi namazını kıldır" dedim. Yüzüme baktı, baktı, şaşırdı Yusuf.
Bir adın kaldı o da güz.
Anladım ki o zaman senden geriye adı kalan ne Yusuf ne kuyu ne bahar! Hiçbir şey ellerinden, hiçbir şey ardında bıraktığın kırık mısradan başka yok. Ve aydınlık yüzünden ve ihtiyar adından başka hiçbir şey kalmadı izleğimde. O da güz.
MAHMUT YAVUZ
|